Evliliklerde sorunlar

Eklenme Tarihi : 19 Temmuz 2012, Perşembe - 16:59
Evliliklerde sorunlar
Navaro, araştırmaların sonucunu 'istatistikler, erkeklerin depresyonu daha çok ayrılık ve boşanmalarda, kadınlarınsa evlilik içinde yaşadığını gösteriyor' diye özetledi.

Navaro, düşük sosyo   ekonomik konumu, eğitim eşitsizliği ve özgürlük alanlarının kısıtlanmışlığının, kadınlarda depresyon yarattığını dile getirdi. Kadınların erkeklerden 2 kat fazla depresyon geçirdiğini vurgulayan Navaro, 'Erkeklerin uzmana başvurmaktan kaçınıyor' dedi.

Erkek ve kadının 'depresyon' farkı


Navaro, yazdığı 'iki Boy Ufak Papuç' adlı kitapta, kadın ve erkeğin depresyondaki farklılıklarını şöyle anlattı:
KadIn: Kızgınlık, öfke ve isyan gibi saldırganlık potansiyeli taşıyan duygular çoğu kadın tarafından ya içe atılır ya da kendine kızgınlığa dönüşür. Bu da depresyonun temellerini atar.
ERKEK: İçki, kumar, madde bağımlılığı, cinsellik arayışları, hızlı araba sürme, para savurganlığı kendini depresif hisseden pek çok erkeğin sığındığı geleneksel savunmalardır


Evlenmenin faturası en az 11 milyar liradan başlıyor. Kiralık ev ile birlikte bu fatura 15 milyara çıkıyor. Rakamı duyan gençler ise, 'Gel de evlen' diye feryat ediyor


Bahar aylarıyla birlikte evlenmelerde hız kazanırken evlilik çağı gelen gençleri masraflar kara kara düşündürüyor. Eğer sade bir nikah töreniyle evliliğe adım atılmak isteniyorsa faturası 11 milyar liradan başlıyor. Eşim dostumla eğlenerek evliliğe merhaba demek istiyenler ise en az 13 milyar lirayı gözden çıkartması gerekiyor. Bu rakamları gören gençler ve aileleri ise, bu şartlarda nasıl evlenilir diye dert yanıyorlar.

PAHALI RÜYA
Her genç kızın ve erkeğin rüyası evlenip bir mutlu yuva kurmaktır. Ancak günümüz koşulları bu hayalin gerçekleşmesini zorlaştırıyor. Fiyatlar eşyada yüz milyonlardan başlıyor. Hele hele yeni evlenecek genç bir de kiralık evde oturacaksa işi daha da zorlaşıyor. Ev için de peşinatı, badana boyası ile birlikte enaz 2 milyar lira gerekiyor. Bu nedenle dar gelirli yeni evlenecek gençler kağıt kalem elinde hesap yaparak ucuz bulmak için semt semt dolaşıyor.

TAKSİTLİ EVLENME
Parası olmayan ya da belirli bir parası olanlar ihtiyaçlarını taksitle karşılamaya çalışıyor. Tabii o zaman da 13 milyar liralık evlenme faturası 15-16 milyar liraya çıkıyor. Bunun yayında kiralık yerine gelinlik satın alınması masrafa ortalama 1.5 milyar, nikah yerine yemekli düğün tercih edilmesi enaz 15 milyar lira ve kız tarafının isteyeceği ziynet eşyaları ise 3-4 milyar lira ek harcama getiriyor.

insanın sevdiği kişiyle yaşamını birleştirmesi iyi, güzel de ya evlilik stresi denilen kabus... Özellikle de kadınları daha çok etkiliyor. Evlilik danışmanları, evlilik`te atılan imzanın erkeği kadından daha çok koruduğunu belirterek, kadınların bu nedenle depresyona girdiklerini belirtiyor. Çiftlerin altına imza attığı evlilik erkeği korurken, kadında depresyon riski yaratıyor.

DEPRESYON RİSKİ
Danışman Psikolog Leyla Navaro, evliliğin erkeği koruyucu bir görevi olduğunu, kadınlar açısından ise depresyon riski taşıdığını kaydetti. Navaro, istatistiklerde erkeklerin depresyonu daha çok ayrılık ve boşanmalarda, kadınlarınsa evlilik içinde yaşadığının görüldüğünü söyledi. Danışman Psikolog Leyla Navaro, düşük sosyo-ekonomik konum, eğitim eşitsizliği ve özgürlük alanlarının kısıtlanması gibi etkenlerin kadını depresyona sürüklediğini dile getirdi.

SAYDIRGANLIK DUYGUSU
avoro, kadınlarda depresyonun kızgınlık, öfke ve isyan gibi saldırganlık duygularının içe atılmasıyla başladığını kaydetti. Erkeklerde de içki, kumar, madde bağımlılığı, cinsellik arayışları, hızlı araba sürme, para savurganlığı gibi yönelişlerin de kendini depresif hisseden pek çok erkeğin sığındığı geleneksel savunmalar olduğu belirtildi.

 Evlilik özen ister

Evlilik bir şans işi... Sonucu önceden tahmin edilemeyen bu yolculukta mutsuz Evlilikyaşamayı göze alıp evliliği sürdürmek yerine, sorunları azaltıp mutlu olmaya çalışmayı denemek gerekir.

Tüm dünyada evli çiftler arasındaki boşanma oranı giderek artıyor. Genç çiftler aralarında küçük bir anlaşmazlık çıkınca evliliği sürdürmenin anlamsız olduğunu düşünüyorlar. Bazı çiftler ise evliliği devam ettirmek uğruna büyük fedakárlıklara katlanıyorlar.

Doğrusunu söylemek gerekirse, eşler mutsuzluğu göze alırlarsa evliliklerin noktalanması önleniyor. Ama gerçekte amaç bu olmamalı. Eşler, mutluluktan fedakarlık yapıp sıkıntılara katlanmak yerine, sorunlarını çözümleyip birlikte mutlu yaşamayı hedeflemeliler.

İlk iki yıl, evliliğin en zor dönemidir. Bu süre içinde eşler birbirlerini tanımaya çalışırlar. Kadın da erkek de en doğru seçimi yaptığından emin olmadığı için eşinin her hareketini kuşkuyla izler.

Evliliğin uyum içinde devam edebilmesi için eşlerin birbirlerinin özelliklerine saygı duymaları gerekir.


Evlilik, kurumu giderek daha çok ilgimi çekmeye başlayan bir konu haline geldi. Etrafımdaki insanları gözlemliyorum ve biliyorum ki için için herkesin yaşamaktaki ilk ve en önemli amacı mutlu olmak.


Hiç kimse “mutsuz ve huzursuz olmak istiyorum” demez nihayetinde. Hedef bu olduğuna göre neden insanların büyük bir bölümü başarısız o halde?


Mutlu olmadıkları göz bebeklerindeki buhulu ışıktan, yüzlerindeki gergin ifadeden belli. Zaman zaman neşelenip gülüşseler bile sonrasında hemen genel hallerine geri dönüyorlar.


Mesleğimin ana fikri gözlem yapmak olduğu için bu kadar inanarak yazabiliyorum bu satırları. Ve takdir edersiniz ki pek çok kişiye göre sayıca daha fazla insan tanıyorum. Çeşitli gelir ve sosyal sınıflardan binlerce insan...
Ve görüyorum ki bu insanların ortak özellikleri mutsuzluk. Zengini, fakiri, ünlüsü, ünsüzü...kimsenin yüzünde güller açmıyor. Hepsi dolap beygiri gibi bir dairenin etrafında gözlerinin görüş açısı daraltılmış vaziyette dönüp duruyorlar. Onlar, bir hedefe doğru ilerlediklerini sanıyorlar ama aslında oldukları yerde sayıyorlar.


Pekiyi bütün bunların evlilikle ilgisi nedir?
Az önce sözünü ettiğim olması gereken ortak paydaları düşünürken gördüm ki bu insanların tamamı ya evli ya da en az bir defa evlenmişler.


Çok gerilere dönüp baktığımızda evliliğin çocukları ve miras haklarını korumak ve kadına saygınlık kazandırmak için türetilmiş bir sistem olduğunu görüyoruz.


Çıkış noktası bu denli teknik olan bu kuruma duyguları yükleyip ağırlaştırıyor, bir de sosyal baskıları ilave ediyoruz. Sonuçta duygu dediğimiz elektriksel düşünce biçimi zamanla değişen bir yapıya sahip.


Belki de bu yüzden severek evlenenlerin bir çoğu boşanmak ya da ömür boyu sıkıntı çekmek açmazında kalıyorlar da görücü usulüyle mantık evliliği yapanlar daha istikrarlı götürebiliyorlar ortaklıklarını. Çünkü aşk dediğimiz yoğunlaşmış ve insanın düşünme yeteneğini kısıtlayan duygu, en fazla iki yıl sürüyor ama mantık ve ihtimal hesaplarının yanılması zor, daha tecrübeliler tarafından birbirine uygun görülmüş ve evlendirilmiş insanlar konuyu baştan kabul ettikleri için olsa gerek daha uzun müddet çıtayı üst seviyede tutabiliyorlar.
Uzun sözün kısası...
Görüyorum ki evlilik, insanları zorluyor.


Ya da belki de zorlayan hayat şartları, alternatifin bol ve kolay olması ya da kişilerin tahammül sınırlarının yüksek olmayışı...
Korkarım yaklaşan yeni bin yılda evlilik kurumu masaya yatırılacak ve belki de birtakım değişikliklere tabi tutulacak.
Ne dersiniz, sizce altın kelepçelerin tarihe karışması mümkün mü?
Evlilik ve düşündürdükleri

Ecevit’lerin nesine hayran olsam acaba diye düşünüp dururken elli altı yıllık evliliklerine takıldı gözüm. Malum dün bütün gazetelerde bu konuyla alakalı haberler vardı. Ecevit çiftinin yanyana ve elele çekilmiş fotoğrafları süslüyordu sayfaları.
Onların bir bu hallerini bir de binlerce kitabın yer aldığı muhteşem kütüphanelerinin önünde çay içerken tespit edilmiş görüntülerini seviyorum.
Birbirine yakışan iki insan oldukları muhakkak.
Evlilik denen muamma ile ilgili bildikleri bir de sır olmalı.
Tam elli altı yılı bir arada geçirmek azımsanacak bir başarı değil.
Acaba hiç mi problemleri olmadı ya da hiç mi kavga etmediler? Rahşan hanım eşini başka bir kadından hiç mi kıskanmadı?
Mutlaka seslerin yükseldiği tartışmalar yaşanmıştır. Aksine inanmam mümkün değil ama sınır çizgilerinin kalın olduğu belli. Susacakları yeri iyi biliyorlar demek.
Onları böylesine bölünmez yapan ortak siyasi inançları olsa gerek.
Aynı hedefe kilitlenmekten daha güçlü bir imza olamaz.
Yıllar boyunca birlikte çalışıp birlikte ter döktüler.
Herhalde sahip oldukları sır bu.
Bizler bu noktada başarısız oluyoruz sanırım.
İlk kavgada aklımıza gelen ilk fikir ayrılık oluyor. Birlikte tahammül edeceğimize, yollarımızı ayırmak daha kolay geliyor. Ve kolaycılık her satıhta banal ve faydasız sonuçlar getiriyor.
Evet Ecevit çiftini tebrik etmek lazım. Tam elli altı yıl boyunca evlilik birliğini sürdürdükleri ve bir gün bile kamuoyu önünde birbirlerini kıracak bir davranışta bulunmadıkları için. Belki bizler için bu başarıyı yakalamak artık imkansız ama hayata yeni atılanlara örnek teşkil ediyorlardır muhakkak.
Evliliği yürütemediğim ortada benim.
Ama bu, evlilik kurumunu beğenmediğim anlamına gelmez. Tam tersine iki insanın hayat arkadaşlığına imza atmaları kadar sevindirici bir şey olamaz bana göre.
Her defasında iyi niyetle yola çıktığımı kimse bilmese bile ben biliyorum.
‘Bu sefer olacak, bu sefer yanımdaki insanla birlikte yaşlanacağım’ diye attım imzamı.
Fakat olmadı işte. Olamadı.
Çalışan kadının dili belki daha uzun oluyor. Sizi sevgiden başka bağlayacak mecburiyetiniz olmadığında ilk günlerdeki romantizmin sürekli olmasını şart koşuyorsunuz. Eh, bu da ne yazık ki mümkün değil.
İşte, Ecevitler ve onlar gibi çiftler bu noktada biz başarısızlardan ayrılıyorlar.
Bülent beyin, eşine yazdığı şiirler hangi kadının gözlerini yaşartmaz?
Kim sevildiğini duymaktan sıkılır?
Uyguladıkları politikaya hayran olduğumu söyleyemem. Pek az konuda hemfikir olacağımız da ortada. Ama evlilik, romantizm ve aile birliği söz konusu olduğunda onları tebrik etmek gerekir.
Ne diyelim, Allah onlara nice elli altı yıllar bize de akıl fikir ihsan etsin.

Karısını dinleyen erkek mutlu

Amerikalı psikologların yaptığı son araştırmalara göre bir erkeğin evlilikte aradığı mutluluğu bulabilmesi için, karısının sözünü dinlemesi gerekiyor. Washington Üniversitesi'nden Prof.John Gottman, altı yıl boyunca 130 yeni evli çiftin ilişkisini gözlemleyen ekibinin bu sonuca vardığını söyledi. Amerikalı psikologların, evlilikte ortaya çıkan anlaşmazlıkları çözümlemek için yıllardır ‘‘konuşarak anlaşma’’ tekniğini uyguladıklarını belirten Gottman, ‘‘Bu yöntem pek doğru değil’’ dedi.

Gottman ve ekibinin yaptığı araştırmaya göre uzun yıllar boyunca evliliğini devam ettirebilen çiftler, bu tür tekniklere başvurmuyor. Çok başarılı olan evliliklerin hemen tamamında erkekler, daha evliliğin ilk günlerinden itibaren karısının nüfuz sahibi olmasına izin veriyor, iktidarı onunla paylaşıyor, isteklerini kabul ediyor ve böylelikle istikrarlı bir beraberlik yaşanıyor.

Severek evlendim ama mutsuzum

16 senelik evliyim, iki çocuğum var. Severek evlendim ama ne yazık ki, artık bu sevgi bitti. Oysa ne büyük umutlarla ve hayallerle bu yuvayı kurmuştum ama, umduğumu bulamadım. Şimdi mutsuz bir evliliği sürüklüyorum.

Bana bir yol göster, bir ışık yolu... Ne olursun, ne yapacağımı şaşırmış durumdayım. Yaşayan ölüye döndüm. Hayattan hiç zevk alamıyorum. İki çocuğum da olmasa inan yaşamaya gerek duymayacağım. Herkese verdiğin teselli sözlerine o kadar ihtiyacım var ki! Beni cevapsız bırakma...

Keşke biraz ayrıntı verseydin. Keşke evliliğini bitiren nedenlerden söz etseydin, özellikle yeni evli okurlarıma çok ciddi bir örnek oluştururdun. Çünkü kadın olsun, erkek olsun, evleninceye kadar birbirlerine en süslü, en kibar, en içten yüzlerini gösterirler. Nedense evlendikten sonra, artık her iki taraf da bu özeni göstermez. Kendilerini salıverirler.

Erkek kabalaşır, eşine tatlı bir söz söylemeye, iltifat etmeye nedense üşenir. Kadın eskisi gibi süslenmek, bakımlı olmak ihtiyacı duymaz. Kocasına ters davranır, ona sıcak bir yaklaşımdan kaçınır.

Cinselliği bir görev gibi kabul eder, eşini sıklıkla reddeder. Sonuçta her iki taraf da o güzel sevginin uçup gittiğini fark ettiklerinde iş işten geçmiş olur.

Mutsuz bir evliliği sürüklemek gerçekten çok zor ama, sonuçta bu ne yazık ki, binlerce, milyonlarca çiftin sorunu bu. Eşini karşına alıp, konuşamaz mısın, yine de bir şeyleri kurtarmayı deneyemez misin?

Yasak aşk

Ben 35 yaşında, evli ve iki çocuk annesiyim. Bir bankada kambiyo bölümünde çalışmaktayım. Yaklaşık iki yıldır evli ve bir çocuk babası bir beyle yasak aşk yaşıyorum.

Birbirimizi çok seviyoruz ama bundan eşlerimizin haberi yok. Üstelik zaman zaman eşlerimizle beraber dostça aynı ortamlarda bulunuyoruz. Onsuz da olmuyor, yapamıyorum. Eşimden de kopamıyorum. Bir yanda sevdiğim erkek, diğer yanda iki çocuğum ve hayat arkadaşım. İkisinden de vazgeçemiyorum.

Mutlaka bir karar vermek zorundasın. Sen de bu ilişkinin böyle sürmeyeceğinin farkındasın elbette. Er ya da geç, bu yasak ilişki açığa çıkar. Hele her ikinizin de evli olması çok ciddi bir olay yaratabilir. Sevdiğin genç adam boşanıp seninle evlenmeyi düşünüyor mu? Ya da sen boşanmaya hazır mısın?

Diyelim ki, ikiniz de boşandınız, evlenmeye hazır duruma geldiniz. Çocuklar ne olacak? Sevdiğin erkek, senin çocuklarını bağrına basmayı düşünüyor mu? Sen onun çocuğuna annelik yapabilecek misin? Sonuçta bu beraberlik sürse de, çok büyük sorunlara hazır olun.

 

BU SAYFAYI SIK KULLANILANLARA EKLE - Bu haber 1336 kez okunmuştur.


Arkadaşına Gönder

Lütfen Bekleyiniz
Adınız:

Mail adresiniz:

Göndereceğiniz E-posta adres(ler)i ekle:

Kullanıcı yorumları

  • Hiç yorum bulunamadı ilk yorumu yazmak istermisin?

İlgili Haberler

Yeni Foto Galeriler

Yeni Videolar