Eşim akşam eve yorgun gelince çok sinirli oluyor

Eklenme Tarihi : 10 Şubat 2012, Cuma - 23:13
Eşim akşam eve yorgun gelince çok sinirli oluyor
Evliliğinizde, çok küçük şeyler yaparak çok büyük farklar oluşturabilirsiniz.Yeter ki, yüreğinizden bir simyacının taştan altın yapmayı

hayal edecek ümidi eksik olmasın. Öyleyse hiç durmayın.

Hanımlara: Belki farkında değilsiniz ama erkekler eve yara alarak dönerler. Bu o kadar gizli bir yaradır ki kendileri bile farkında değildir. İş için yola çıkan bir erkek çok sayıda bilinmeyenle yüzleşmek üzere güne başlar. Piyasada çok sayıda faktörle boğuşmak zorundadır. Memur ya da işçi ise mutlaka emir altına girecektir, bir rutinin çarkları arasında koşuşturacaktır. Amir ya da patron ise piyasanın şartlarıyla karşı karşıyadır; yine kendi başına değildir.

 

Çeklerin ödenmeme ihtimali, dövizin dalgalanması, enflasyonun büyümesi, rakiplerin bastırması gibi çok sayıda emredicinin sürpriz komutlarını beklemektedir. Hele de büyükşehirde yaşıyorsa, kurallarını kendisinin koymadığı bir trafiğin cenderesinden geçmek zorundadır. İster belediye otobüsü ile gitsin, ister çok pahalı arabasını kullanıyor olsun, yol koşullarına eksiksiz itaat etmek zorundadır. (Bu şartların hepsi çalışan kadın için de geçerlidir elbet! Ancak en azından çoğunluğa dair bir şeyler söyleyerek; yuvayı bekleyen evhanımlarının çalışan eşlerinin durumunu anlamasına yardımcı olmaya çalışıyorum.) Evden işe giderken trafikle, işte piyasa şartlarıyla ya da amiriyle, eve dönerken yine trafikle uyum içinde kalmak üzere ezilip büzülen erkeğin eve geldiğinde kendisini "daha serbest" hissetmesi gerekir.

 

Çoğunlukla telaffuz edemese de eve varır varmaz bunların hepsini omzundan atmayı ummaktadır. Öyleyse siz de, üzerinden yükümlülüklerin kalktığı, zorunlulukların iptal edildiği, baskıların durduğu bir ortam hazırlayın eşinize. Evdeki sorumlulukları hemen almasını beklemeyin. Derhal hesap sormayın. Hemen sorumluluklarına gönderme yapmayın. Kısa bir süre de olsa, onun bir kelebek gibi "havada asılı" kalmasına izin verin. Dışarıdaki fırtınanın dindiğini ona hissettirin. Eşiniz kapıdan içeri girer girmez, ona getireceğiniz en küçük eleştiri ya da eleştiri iması, onun beklediğinin tam tersidir. Hele de akşam yemeğini yemek üzere eve gelen bir erkeğin kan şekerinin iyice düşmüş olacağını unutmayın. Kan şekeri düşükken insanlar -ve özellikle de erkekler- pek tahammülsüz olurlar. Mümkünse, söyleyeceklerinizi yemek sonrasına saklayın. Endişelenmeyin; şikayetinizi ertelemekle kaybedeceğiniz şey, eşinizi daha kapıdan girer girmez kızdırmakla kaybedeceğinizden daha fazla olmayacaktır.

Erkeklere: Yukarıda anlatılanlar mazeret edinmeniz için yazılmadı! Mazeretlere sığınmak, maharet üretmekten daha verimsiz, daha az insanî -daha az erkekçe- bir durumdur. Ne kadar ezilmiş olursanız olun, ne kadar üzülmüş olursanız olun, kapıda eşiniz tarafından karşılanma biçimi sizi ne kadar hayal kırıklığına uğratmış olursa olsun, gelir gelmez, TV'nin başına geçmeyin, bir köşeye çekilmeyin, suskunluk mağarasına sığınmayın. Yorgunluğunuzdan dem vurmayın. Eşinizle kısa da olsa, özel bir zaman geçirin. Onun sizin için önemli olduğunu hem sözünüzle hem beden dilinizle ifade edin. Güzel bir bakış, tatlı bir kucaklama, sahici bir iltifat çok şeyi değiştirebilir. Unutmayın onun da "anne" olmak gibi, kuralı, sınırı, mesaisi, molası olmayan bir "iş"i var. O da sizin gelişinizle biraz olsun hafiflemek istiyor. Önemsendiğini görmek istiyor. Eşinize özel bir an ayırmak hiç de zor değil, hiç de uzun bir zaman harcamanızı gerektirmiyor.

Hanımlara: Somurtmak hiçbir yerde bir kadının yüzünde olduğu kadar çirkin durmaz. Tebessüm de hiçbir yerde bir kadının yüzünde olduğu kadar güzel durmaz. Tebessüm etmeniz sizi daha güzel, daha ikna edici, daha çok sözü dinlenir, daha sevecen, daha saygın biri yapar. Üstelik yüz kaslarınızın birçoğu tebessüm için tasarlanmıştır. Tebessüm ettiğinizde hem dudaklarınız güzelleşir, hem gözlerinizin içine yeni bir güneş doğar, hem yanaklarınızda yeryüzünün en coşkulu baharı uç verir. Anlaşılmayı bekliyorsanız, somurtmanız sadece bekleme süresini artırmaya yarayacaktır.

Erkeklere: Mümkün olduğunca, akşam yemeğine yetişmeye çalışın. Yemeği, varsa, çocuklarınızla ve eşinizle birlikte olma fırsatı olarak görün. Birlikte yemek yemek, birçok iş ve eğitim toplantısının yemekli olduğunu hatırlarsanız, etkili bir iletişimin dolaysız aracı haline gelebilir. Sevginizi bir ekmeği paylaşarak gösterebilirsiniz yemekte. Eşinizi önemsediğinizi onun meyvesini soyup dilimleyerek ifade edebilirsiniz. Üstelik eşinizin pişirdiği yemeği yemekle, onun sizi önemsediğini ve sevdiğini diliniz ve damağınızla hissedebilirsiniz. Bir kâse çorbayı bir aşk iksiri haline getirebilirsiniz. Eşinizin akşam yemeğine yetişip yetişmemesini çok dert edinmesinden şikayetçiyseniz, Turgenyev'in şu sözünü bir yere yazıp sık sık hatırlayın: "Bütün dehamı ve eserlerimi, akşam yemeğime erken ya da geç geleceğimle candan ilgilenen bir kadın için feda etmeye hazırım."

BU SAYFAYI SIK KULLANILANLARA EKLE - Bu haber 1983 kez okunmuştur.


Arkadaşına Gönder

Lütfen Bekleyiniz
Adınız:

Mail adresiniz:

Göndereceğiniz E-posta adres(ler)i ekle:

Kullanıcı yorumları

  • Hiç yorum bulunamadı ilk yorumu yazmak istermisin?

İlgili Haberler

Yeni Foto Galeriler

Yeni Videolar